Sosyal Medya Bağımlılığı

18 Haziran 2017 1 Yazar: mev_lude

Pozitif düşün, olumlu bakış açısı geliştir; işler yoluna girer. Size bundan bahsetmeyeceğim, satacak bir ferrarim yok henüz 🙂 Kategorimiz, pozitif psikoloji.

İnsanlar kendilerini kötü hissettiklerinde, moral olarak düşüşte olduklarında, mutlu olamadıklarında ya da bilinen tabirle depresyonda olduklarında yardım almak isterler ve bu durumdan kurtulmaları için çareler aranır. Pozitif psikolojinin odağı ise normal olduğunu hisseden kişilerin kendilerini daha iyi hissetmeleri ve yaşam doyumlarını arttırmalarıdır. Amacım pozitif psikoloji araştırmalarını sizlerle de paylaşarak; daha iyi hissedebilmemiz için öz farkındalığımızı arttırmak ve yeni çözüm yolları keşfetmemizi sağlamak.

Günümüzde araştırılmaya yeni başlanmış olan bir konudan bahsedeceğim: Sosyal Medya Bağımlılığı.

İnternet bağımlılığı başlığı içerisinde değerlendirilebilecek bir konu aslında sosyal medya bağımlılığı. Bağımlılık, bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek veya bir başka iradenin tahakkümü altına girme durumu olarak tanımlanır. Bağımlılık, insanın dürtülerini kontrol edememesi sonrasında bir nesneye veya olguya aşırı muhtaç hale gelmesidir. Kişi bu nesneler olmaksızın hayatını sürdüremeyeceğini, verimli olamayacağını ve işe yaramayacağını düşünür. [i]

Kısa bir dönem kimseyle konuşmak istemeyip, dertleşmek için bile bir sebebimin olmadığı bir dönem yaşamıştım. Ve bunun üzerinde düşünmek, üzüntü sebebimden de kurtulmak istiyordum. Ne yaptım? Tüm sosyal medya girişlerimi durdurdum. Bir insan telefonun ekranına bakmaktan korkar mı? Ben korktum. Korkumun kaynağını yeterince teşhis ettiğimi düşündükten sonra tekrar sosyal medyayı kullanmaya başlayabildim. Ancak arada geçirdiğim bu bekleme süresinde sosyal medyayı izlememiş olmak ya da çok sınırlı kullanmak beni rahatlatmıştı. İşte bu konuya olan ilgim o zamanlarda arttı. Ben tam bir sosyal medya bağımlısıyım, izleyiciyim (stalker) ve takipçiyim.

Boş zaman, insanın en büyük lüksüdür. Bireysel üretimden sanayi üretimine geçildiğinde bu konuda birçok tez savunulmuştur. Çalışmadığım zaman ne kadar olmalı, bu zamanı nasıl değerlendirmeliyim? Kapitalizm, sosyalizm gibi çeşitli doktrinler boş zamanın kullanımıyla ilgilidir bir bakıma. Çalışma hayatı düzenlenirken; boş zamanlar da şekillendirilir aslında. Günümüz dünyasında ise boş zamanımızı değerlendirmek için yeni bir oyuncağımız var; internet ve sosyal medya. Sosyal medyada kullandığımız bazı araçları özellikle belirtmek istiyorum. Facebook, Instagram, Twitter, Snapchat, Swarm. Neden birçok uygulama olmasına rağmen bunları özellikle seçtiğimi açıklayayım. Bunları,  diğerlerinden ayıran bir özellikleri var: herkes tarafından izlenebilirliği ve izlemeyi teşvik etmesi.  İşte bağımlılık yaratan etken maddeleri açıklama zamanı! Nikotin, alkol ya da adrenalin bağımlılığı gibi düşünürseniz anlaşılması biraz daha kolay olacak. Buna da izleme/izlenme bağımlılığı diyebiliriz. Artık izlemeden yapamıyoruz. Bunu iki başlıkta belirtmek duygu durumumuza göre en çok hangisini seçtiğimizi göstermek açısından faydalı olabilir:

  • İzleme (Pasif): Merak etme, takip etme, haberdar olma ve yanında olma ihtiyacı (güdü) ile hareket ederiz. İyi hissederiz çünkü başkalarının ne yaptığından haberdar oluruz. Kötü hissederiz çünkü başkaları bizden daha iyi durumda görünmektedir. Daha çok iyi mi yoksa kötü mü hissederiz?
  • İzlenme (Aktif): Farkedilme, orada olma, özenilme ihtiyacı (güdüsü) ile harekete geçeriz. Biz de sahnede olmak isteriz, örnek olmak isteriz, özenilmek isteriz. Kendi çevremizde izlenen, merak edilen kişi olmak isteriz. Elimizden geldiğince de bu çevreyi genişletmek isteriz. #####benitakipedin

Yapılan bir araştırmada internet bağımlılığının nasıl ölçülebileceği incelenmiş ve çeşitli anket soruları ile kişinin bağımlılık derecelerinin anlaşılabileceği ortaya konulmuştur. İnsanların kişilik yapılarının, zihni ve duygusal durumunun bu bağımlılığın derecesini değiştirebileceğini savunmuşlardır. Bağımlılığın psikolojik boyutlarını ise depresyon, öz saygı, yalnızlık ve utangaçlık gibi psikolojik değişkenlerle ilişkilendirmişlerdir. Bağımlılığın derecelendirilmesinde yaş, cinsiyet, zeka düzeyi gibi faktörlerin etkisi üzerinde henüz net bir ayrım yapılamamaktadır. Ancak bağımlılığı ölçebilmek için internette geçirilen süre ve giriş sayıları önemli bir veri sağlamaktadır[ii]

Bizler de ne kadar sosyal medya bağımlısı olduğumuzu kendimizi değerlendirerek bulabiliriz.

  • Günde kaç saatimizi sosyal medya uygulamalarında geçiriyoruz? (ölçmesi zor ama imkansız değil)
  • Ne kadar sıklıkla bu uygulamaları kullanıyoruz? (kaç dakika bakmadan durabiliyoruz, hadi kendimize dürüst olalım)
  • Uygulamalara girmediğimiz zamanlarda kendimizi rahatsız hissediyor muyuz? (bir nevi açlık, izleme/izlenme açlığı)

Bu sorulara gönül rahatlığıyla ben sosyal medya bağımlısıyım diyerek cevap veriyorsanız; “Hoşgeldiniz, yalnız değilsiniz!”

Bir sonraki yazımda sosyal medya bağımlılığımızla nasıl başa çıkabiliriz konusuyla geleceğim. Yorumlarınızı paylaşırsanız çok mutlu olurum.

Sevgiyle ve pozitif düşünceyle kalın.

Mevlüde Sezer

 

KAYNAKLAR:

[i] https://tr.wikipedia.org/wiki/Bağımlılık, http://www.adnancoban.com.tr/bagimlilik.html

[ii] Internet Addiction: Metasynthesis of 1996-2006 Quantitative Research, CYBERPSYCHOLOGY&BEHAVIOR, Vol.12, No.2, 2009

Predicting Depression via Social Media, MICROSOFT RESEARCH, Redmond WA 98052