Ders 101: Yapay Zeka’ya Giriş

19 Temmuz 2018 2 Yazar: mev_lude

Industry 4.0 ve IoT (Internet of Things) konularına aşina olanların merakla beklediği Yapay Zeka konusuna yavaş yavaş giriyoruz. Ben de sizinle beraber öğreniyorum, çünkü merak ediyorum 🙂 Aklımda bazı sorular var ve sizin de aklınızı kurcalıyordur bu bilinmez kara delikler gibi görünen konular. Konu karmaşık olduğu için nereden başlayabileceğimiz üzerine biraz düşündüm veeee eskilerin dediği gibi “here we go” 😀

Hadi başlayalım 😉

Her şeyin bir kolay yolu vardır sanıyorum. Bunu nasıl yapıyorlar, nasıl bir yetenekleri var diye şaşkınlıkla izlediğimiz birçok kişinin izlediği yollar birbirine benziyor desem inanır mısınız? Bazen tesadüfen, bazen bilinçli öğrenme ile elde ettiğimiz bilgiyi işlemeye başlıyoruz. Önce basit olanı anlamak gerekiyor. İşe küçük küçük başlamak, sonrasında üzerinde çalışmaya girişmek, biraz daha geliştirmek, biraz daha zorlaştırmak, biraz daha üstüne gitmek, biraz daha merak etmek, zamanının çoğunu ona ayırmak, merak etmek, sormak, geliştirmek…

Süreç akışlarını öğrenirken limonata yapmakla başlamıştık okulda. Saçma mı geldi? Bende işe yaradı diye düşünüyorum, o yüzden bildiğim yöntemle devam edeceğim. Yapay zekayı öğrenirken de limonata yaparak başlayacağız, yani herkesin bildiğinden.

Bir önceki yazımda bilginin artış hızının geçmiş zamanlara göre çok yüksek bir hıza ulaştığını belirtmiştim. Bunu şöyle düşünebilirsiniz. İnsanın bir hafızası var, algıladığı tüm bilgileri kaydediyor. Bu bilgilerin bir kısmı işine yarayacağı zaman, kişi bu bilgiyi geri çağırıyor ve amacına ulaşmak için ya da karar vermek için kullanıyor. Siz de bazı bilgilerin kayıt numarasını yanlış girdiğinizde hatırlayamıyor, bulmak için çabalıyorsunuz. Bazen bilgiyi kolay bulamıyorsunuz, bazen biri bunu size hatırlatıyor, bazen de bir anı, bir söz, bir resim. Neydi, neydi, neydi? Başka bir işle meşgulsünüz ama arka planda birşeyler çalışıyor. Veee “Evreka!”. Nasıl buldunuz peki? O gün ne giymiştiniz?, Yanınızda kim vardı?,Bu bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda neyden bahsediyordunuz?, Buna benzeyen bir olay daha mı yaşamıştınız?… Böyle bir sürü soru ile buldunuz getirdiniz bilgiyi çoğu zaman.

Ortalama bir insanın hafızasının yetmeyeceği bir bilgi birikimi olduğundan bahsediyorum şimdi. Bu bilgi çok çok büyük, bazıları gereksiz, bazıları doğru, bazıları uydurma, bazıları gerçek. Bu kadar bilginin içinde en doğrusunu kim bulup getirecek peki?

Bildiniz: YAPAY ZEKA 😉

Siz ona Google dediniz, yeri geldi Facebook Messenger dediniz, Siri zaten can dostunuz oldu, sizin beğeneceğinizi bildiği resimleri çıkardı karşınıza Instagram.

Yazılımcıların çok çok daha iyi bildiğini, sıradan vatandaşın da birazcık öğrenebilmesi için overlokçu ayağınıza geldi 😀

Yapay zekanın ilk dönemindeyiz ve CHATBOT bizi arttırılmış gerçekliğin (Augmented Reality) derinlerindeki sularda yüzdürmeye başlayacak. Bu yazının kalan kısmında Chatbot’u tanımaya başlayacağız.

ChatBot terimi, Chat ve Robot kelimelerinin biraraya getirilmesi ile oluşmuştur. Kısaca, konuşan robot denilebilir.

2016 yılının ilk yarısında piyasaya sürülen, yeni nesil bir teknoloji olan ChatBot, kullanıcıyla en basit şekilde etkileşime giren ve tanımlanmış senaryolar üzerinden cevap üreten veya belirli iş akışlarına göre görevleri yerine getiren bir yazılım olarak tanımlanabilir. ChatBot’un ana konusu, senaryo oluşturma ya da arayüz değildir, zekanın kendisidir. Çoğunlukla Yapay Zeka (Artificial Intelligence) olarak tanımlanan bu zeka formu, ChatBot’un oluşturulmasındaki yegane avantajdır*.

Chatbotlar, genellikle belli kuralları takip eden ya da yapay zeka ile yönetilen ve bir sohbet arayüzü üzerinden kullanıcılar ile soru-cevap şeklinde konuşabilen servislerdir. İşlevsellikten eğlenceye kadar birçok farklı amaçla kullanılabilen bu servisler, başta Facebook Messenger olmak üzere sohbet imkanı sağlayan platformlar üzerinden çalıştırılıp, kullanılabilir. Facebook’un Messenger uygulamasında chatbotları destekleyeceğini açıklaması, bu alanda büyük bir itici güç oluşturmuş ve kısa bir süre içerisinde bu uygulamadaki bot sayısının onbinleri aşmasına ve yatırımların dev boyutlara ulaşmasına sebep olmuştur**.

Bilindiği gibi sanayi devriminde asıl amaç üretim süreçlerinde verimliliği arttırmak üzere makineleşmeye ve otomasyona geçiştir. Endüstrinin 2. ve 3.aşamalarına geri dönüyoruz şimdi. Bu dönemde robotize sistemlerle üretkenlik artmış ve belki de ihtiyacın da üzerinde ürünler üretilebilmiştir.  Emek’in daha az kullanımıyla birlikte endüstride insanın yeri, karar verici mekanizmalarda rol alan ve ürünü tüketen kişilerle birebir iletişim kurabileceği hizmet sektörüne doğru geçmeye başlamıştır. Arz fazlalaştı, rakipler arttı, nihai tüketiciye daha da yaklaşmak ihtiyacı doğuyordu. Satış hizmetleri, satış sonrası hizmetler, öneri sistemleri, insan kaynakları, pazarlama ve halkla ilişkiler hizmetleri gibi birçok alan yeniden şekilleniyor ve kurallar yeniden oluşuyordu. Tüketicilerin algılarını ölçen araştırmalar da hız kazandı. Hizmet veren çalışanlar arasında standart sağlamak içinse çok sayıda eğitim yatırımları yapılmaya başlandı. Ancak bireysel farklılıklar organizasyonun amaçlarıyla çeliştiğinde bu yatırımları sürekli tutmak ihtiyacı bulunduğunu herkes öğrenmişti.

Tüketicilerle birebir iletişim kurmak insani açıdan biraz yıpratıcı ve yorucudur. Her ne kadar fiziksel bir çaba göstermeseniz de pskilolojik olarak size çoğunlukla olumsuz mesajlar gönderen kişilerle mücadele etmek durumunda kalırsınız. Bu hem çalışanın işini sevmesini zorlaştırır, hem de hizmet veren kuruluşun istediği ölçüde müşteri beklentisini karşılamasını engeller. Şimdi bir düşünelim, bankayı aradınız. Bir operatör yanıt verdi, ses çok mekanik ve aynı tonda konuşuyor, robotik bir ses. Kızsanız bile size karşılık vermeyeceğini anladınız. O yüzden siz de benim gibi insan olan müşteri temsilcisine bağlansın diye sürekli “0”ı tuşlayanlardan mısınız? 🙂 Evet bir Chatbot’la karşılaştınız, tebrikler. Giderek daha da profesyonelleşiyorlar değil mi, söylediklerinizi çok kolay anlayanları bile var. Size seçenekler sunuyor, problemlerinizi çözmeye çalışıyor.

Bahsettiğim örnekten yola çıkarak, Chatbotların günümüzde en çok kullanılmaya başlandığı alanları sıralayabiliriz* :

Müşteri İlişkileri:

  • 7/24 çalışan çağrı merkezleri,
  • Ürün promosyon ve tekliflerinin iletilmesi ve e-ticaret mesajları,
  • Müşteriden doğrudan sipariş alınması,
  • Satış sonrası müşteri hizmetleri.

Süreç İyileştirme:

  • Çalışan sorularına hızlı yanıt verme,
  • Yeni çalışanların alışma eğitimleri, satış ekipleri için saha simülasyonları, online eğitimler,
  • İç ve dış toplantı organizasyonları,
  • Sürekli tekrar eden süreç yönetimleri,
  • Belirli konularda bilgi toplama araçları.

Amacım bir sonraki yazıda küçük bir bot programı yazabilmek, bunun için bazı kitapları karıştırmam, bazı youtube videolarını izlemem gerekecek 🙂 Bu arada siz de yeni bir şeyler öğrenirseniz, bana haber edin 😉 Yorumlarınızı bekliyorum.

Değişimin kendisi olun, sevgiyle kalın.

Mevlüde Sezer

KAYNAKÇA:

* http://www.hizliyol.com/en/chatbot

** www.fundalina.com/yeni-baslayanlar-icin-chatbot-rehberi