Yapay Zeka’ya Dönüş

Yapay Zeka’ya Dönüş

9 Şubat 2020 0 Yazar: mev_lude

Yapay zeka uygulaması yapmak istiyorum diyerek çıktığım değişim yolundaki ilerleme…

Bu aralar yine bir dizi iş görüşmesi sürecindeyim. Yaptığım görüşmelerde her seferinde tekrar sorgulama içerisine giriyorum. Kariyer değişikliği yoluna nasıl çıkmıştım? Ne yaptım, neleri öğrendim, konu hakkındaki bilgim arttıkça hedefimde bir değişim oldu mu?

Bundan yaklaşık 3 yıl kadar önce yaptığım iş bana yeterli gelmemeye başlamıştı. Daha iyi bir şeyler, insanlığa daha faydalı işler yapmanın peşindeydim. Aslında bu uğraşın temeli 2010’a dayanmaktaydı, “iyi fikir burada” nın doğuşu, bu da başka bir yazının konusu olsun 🙂 Ekonomik, küresel, bireysel krizler ortaya çıktıkça insanı değişmeye zorluyor…

Evet, ne diyordum: “yapay zeka”.

Excel’in kompetanı, Powerpoint’in meraklısı olarak aslında işlerimi çok da rahat idare ediyordum. Her gün aynı raporları çekip, saatlerce süren ERP programları ile bakışmalar, anlam çıkarmaya çalışmalar, aksiyona geçmek için klavyenin bazı tuşlarına çok kez basmalar, Excel’de bir sayfadan bir sayfaya, bir dosyadan başkasına zıplamalar (bakın burası çok önemli: mouse olmadan, klavye kısayol tuşlarıyla)… Ve bitmek bilmeyen toplantılar, ikna çabaları, yoran insan ilişkileri.. Akşam olunca işe yaramış olmanın huzuruyla ve maaş hesabıma yatan paranın getirdiği güvenle seyahat planları yapmalar…

Sofia, 2015 yılında ortaya çıkan yapay zeka robotu

Sonra bir şeyler oldu, ne olduğunu anlayamasak da “yapay zeka”, “python”, “endüstri 4.0”, “dijital çağ” terimleri gözüme çarpmaya başladı. Sonuçta ben de bir Endüstri Mühendisiyim, bu gelişmeleri takip etmek mesleğime olan borcumdu, onun sayesinde bu statüye gelebilmiştim. Bankaların uygulamaları dikkatimi çekmişti önce, “lütfen yapmak istediğiniz işlemi birkaç kelime ile söyler misiniz?“. Bunun için 3’e, şunun için 5’e, hiç olmadı 0’a basın dönemi bitiyor gibiydi. Demek ki benim söylediğim kelimeyi, metne çeviren bir şey vardı. Hmm, geliyordu demek gelmekte olan… İtiraf edeyim, bu yapay zeka ile neler yapılabileceğini hayal etmek benim için güçtü. Zannediyordum ki, insanın ürettiği çıktıyı (konuşma), bilgisayar programının istediği formata çevirecek bir yapı oluyor bu yapay zeka. Halbuki bilgisayar programlama mantığını değiştirecek bir şey geliyormuş.

Merakım ilgiye, ilgim çabama, çabam düşünce sistemime dönüşürken neler yapmıştım? Bu konuyla ilgili kitaplar alarak başladım, okudukça “vay efendim ne kadar da bir şey bilmiyormuşum” dedim. Sonra tüm ekipmanları ve binasıyla yeni olan bir işe transfer olunca aklıma geldi: “Şimdi bu makinelerin çoğunda son model sensörler kullanılıyor. Şunları bilgisayara bağlasak, masa başından yönetsek”. Bunun için mağazada bir ekip oluşturmaya çalıştım, adı da “Retail 4.0“, çok özgün sayılmaz tabi :)) Dedim önce herkese değişim yönetimiyle ilgili eğitimler veririz, beyin fırtınaları düzenleyerek biraz kafalarını karıştırırız. Sonra gelsin yeni fikirler, uygulamalar… Hackaton‘u bulmuşum da haberim yok 😛

Sonra ne mi oldu? Yöneticim bu konunun önceliğimiz olmadığını, istiyorsam kendi çabamla başka zaman devam edebileceğimi söyledi. Hatta bunu yüz yüze değil de, bir telefon görüşmesi ile tarafıma iletti. Ben üzüldüm tabi biraz. Bu konuya ilgisi olan bazı iş arkadaşlarım da neden olmadığını merak ettiler. Biraz motivasyonum, biraz mevcut işverenime olumlu bakış açım azalmıştı. “Yok” dedim, “bu konuda burada çalışamıyorum, o zaman ne yapayım? Eğitim alayım dışarıdan”. Yüksek lisans eğitimimi ise o dönemde daha yeni tamamlamıştım, eğitim tarafım kaşınıyordu. Doktora mı yapsam, kursa mı gitsem? Özel üniversiteler ateş pahası. “Önce bir kursa gideyim,eğer yetmezse okula da giderim” dedim.

Ve böylece Eylül 2018’de İTÜ’de “Endüstri 4.0 ve Dijital Dönüşüm” kursuna katıldım. 1,5 ay süren bir kurstu, haftasonuydu dersler. Ama sıkıntılı bir konu vardı, benim haftasonu çalışmam isteniyordu o dönem. Yöneticimle konuşarak bu eğitimin benim için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştım. Anlatamamışım 🙁 ikisini birarada artık götüremiyordum ve bir karar vermem gerekiyordu. Ve ben kursa devam etmeye karar verdim ve Ekim ayı ortasında yaklaşık 11 yıldır çalıştığım markadan, evimi taşıma da dahil çeşitli kafa yorucu karar aşamalarıyla geldiğim İstanbul’dan ayrılma kararını verdim.

Kursta edindiğim bilgilerden ve kursiyer arkadaşlarımdan daha önce bahsetmiştim. Yapay zeka konusuna artık daha yakındım ve yanına bir konu daha eklenmişti, Blockchain. O dönem aklımda üç ayrı proje oluşturdum, halen bu projeleri geliştirmeye devam ediyorum.

  • Dinamik Fiyatlama Robotu,
  • Akıllı Depo,
  • Seçici Geçirgen Blockchain Veri Tabanı.

Bu projeler için 3 ayrı firma ile bir dizi görüşme de yaptım. Sonuçlar pek olumlu değildi. Ama umudumu kaybetmemem için telkinlerde de bulundular. Yapan henüz olmadığı için hala yapma ümidim var 😉

İşten ayrılınca okula gitmek için de vaktim oluşmuştu. Girdiğim ALES,YDS sınav sonuçlarım da iyiydi. E o zaman, seni yeneceğim İstanbul diyerek :)) ikinci İstanbul çıkartmasına karar verdim. İTÜ, İşletme Mühendisliği doktora programına başladım. Ama dediler ki, sen Endüstri Mühendisliğinden mezun olalı bir hayli olmuş, en iyisi bilimsel hazırlık derslerinin tamamını al. Tabi, dedim kolay mı öyle. Gülü seven dikenine katlanır. İki dönemde 9 ders aldım (sadece ikisini lisans eğitimimde almamıştım). Hem öğrenciyim hem de part time çalışırsam ne güzel olurdu. Evrene gönderdiğim mesaj, o dönem Oyak Renault Dijital Dönüşüm pilotu ve kursiyer arkadaşım Hülya Aras’ın kulağına gitmiş. Dedi, yarın gel başla 😉 Böylece otomotive geri dönmüştüm hem de Dijital Dönüşüm Sorumlusu olarak.

Oyak Renault’da iken Veri Bilimi eğitim programına katıldım. Bir gerçeği öğrenme vaktim gelmişti: yapay zeka’nın henüz eğitimini kendi alacak düzeyde olmadığını ve insanın katkısı olmadan herhangi bir karar oluşturamadığını öğrendim. Otonom araçlar bile önceden yollarda direksiyon çürütmek zorundaydı. Bir nevi, algoritmalarda her türlü olasılığı ortaya koyup her birini tek tek programlamak istemeyen bir grubun eseriydi sanki tüm bu gelişmeler.

Çalışma hayatına girdiğimde benim Excel’i iyi kullanmamı sağlayanlar, bana işimi anlatan üstlerim ve ağabeylerim olmuştu. Peki veri bilimini kimden öğrenecekti yeni çağın çalışanları? Herkes benim gibi işi gücü bırakayım, bu işe odaklanayım konforunda (konforsuzluğunda) değildi. Ya işvereni vizyoner olmalıydı ya da online eğitimlerden faydalanmalıydı. Bir de eğitim içerikleri önemli tabi. Yapay zekayı kullanabileceğiniz mevcut veri setleri pek iç açıcı değil. Bir de kurumda yapay zekaya ihtiyaç duyulmadığı düşünülebiliyor. Bazen de sırf üst yönetim istediği için -mış gibi yapmaya çalışanlar da olabiliyor.

Yani yapay zekaya inandın, uğraştın, bir şeyler öğrendin ama ne yapacağını, hangi problemi seçeceğini bilemiyorsun. Hackaton’lara katılarak öğrenmek için de yaşca biraz büyük olduğunu düşünmeye başlıyorsun. Bundan sonra en önemli konu: Hangi problemi çözelim?

Peki siz, siz bir problem buldunuz mu? Hiç mi merak etmiyorsunuz? 🙂

Görüşmek üzere, Sevgiler.

Mevlüde